KADINLARIMIZIN TÜRKİYE’DE VE DÜNYADAKİ YERİ

Türkiye’de kadın olmak
Kadınımız emektir, ağlayan gözlerde yürektir, nezakettir, usulca fısıldayan dudaklarda sevgidir. Kadınlarımız kimi zaman bir şöfördür filmlere konu alan Nebahat Ablamız kimi zamanda tarlayı ilmek ilmek çapalayan sonra da hasılatı bekleyen. Anadır; çocuklarını tüm sevgiyle, sabırla, büyümesini sonra yetişkin bir evlat olmasını bekleyen… Kadınlarımız eştir kocasının mutlu olmasını sağlayan. Daha birçok söylenecek söz vardır kadınlarımız için. Ne sayfalar yeter ne sözler yeter onları tanımlamaya.
Peki! Kadınlarımıza gereken önem veriliyor mu? Ya da ne kadar önem veriliyor. Onların yaşama, seçme, seçilme, çalışma hakkı var mı? Şiddet görenler için, ne gibi olanaklar sunuluyor Eşinin koluna girip başarılarını, mutluluklarını, hüzünlerini paylaşabiliyorlar mı? Tabi ki bunları yapabilen kadınlarımız da var peki yapamayanlar…
KADINLARIMIZA HANGİ ÜLKELERDE VE NE ZAMAN OY HAKKI VERİLDİ?
Birlikte inceleyelim;
1893 Yeni Zelanda 1918 Avusturya
1902 Avustralya 1919 Çekoslovakya, Polonya
1906 Finlandiya 1920 Kanada, ABD
1913 Norveç 1922 İrlanda
1915 Danimarka, İzlanda 1924 Moğolistan
1917 Sovyetler Birliği 1934 Küba, Türkiye, Uruguay
İlk olarak 1893 yılında Yeni Zelanda’da verilmiş. Türkiye’de ise kadınlara köylerde muhtar olma ve ihtiyar meclisine seçilme hakları ise 1933 yılında Köy Kanunu’nda değişiklik yapılarak verilmiş. Kadınlara siyasetin kapısı 1934 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile seçme ve seçilme hakkı tanınmasıyla tam olarak açılarak ve ilk kadın milletvekilleri TBMM’de yerlerini almış.
1950 yılında ilk kadın belediye başkanımız Müfide İlhan Mersin’den seçilmiş
İlk kadın bakanımız Türkan Akyol, 1971 yılında göreve atanmış. Kadınlarımız her işte olduğu gibi siyasette de başarılarını göstermiş. İlk kadın başbakanımız ise Tansu Çiller de 1993 yılında seçilmiştir.
1857 yılında, ABD’de dokuma işçisi kadınların daha insanca bir yaşam isteğiyle, eşitsizliğe ve ayrımcılığa, uzun ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı mücadeleye başladıkları 8 Mart, ilerleyen zamanda, tüm dünya kadınlarının kutladığı bir gün haline geldi. 1857’den beri dünyanın birçok ülkesinde kutlanan bu gün 1977 yılındaki Birleşmiş Milletler genel toplantısında Kadın Hakları ve Uluslararası Barış günü olarak kararlaştırılmış ve kadınların haklarının verilmesinin dünya barışını güçlendireceği kabul edildi. Böylece 8 Mart Birleşmiş Milletler’e üye ülkelerde ‘Uluslararası Kadın Günü’ olarak kutlanmaya başladı.
Ülkemizde şiddet gören birçok kadınımız için sığınma evleri yapılmıştır. Tabi ki bu yeterlimi değil ama inanıyorum ki iyi bir aile ve mutlu çocuklarımız için bir sürü olanaklar yapılacağından eminim..
Ne erkeksiz kadın ne de kadınsız erkek asla düşünemiyorum.. Ama beylerden ricam her zaman bayanlara destek vermeli onların mutluluklarını paylaşmaları… Dünya ‘da şiddetin, savaşların, gözyaşlarının yerini mutluluk , sevinç, huzur alması sadece benim değil herkesin dileğidir…
Yazar Zeynep Oral’ın Kadın Olmak kitabından esinlenilmiştir.